Here's some stuff clementine has liked. To find more cool stuff, check out Explore »

osakin says...

I follow,

http://twitter.com/McCann_NY/status/6275613275

 

therefore I love...

http://twitter.com/osakin/status/6278016464

 

...and let love rule

http://twitter.com/faris/status/6278180485


Ozan Sakin

Filed under: love, twitter

osakin says...

Hayat sosyal olmuş, dijital olmuş, diyorlar. Yeni sosyal hayatımız artık dijital.
ASL ve CAM AÇ'tan bu yana büyük gelişme kaydettik ne de olsa. Kullandığımız deyimler değişti, hatta yeni atasözleri eklendi belki.

İşte huzurlarınızda, yurdumuzun sosyal medya jargonu, dijital sosyal bilgiler sözlüğü.

Gerçek dostların Facebook'takiler, sosyal medyalardakiler değildir anlamında:

Ağlarsa anam ağlar gerisi sosyal ağlar

 

Entegre dijital pazarlamanın önemi hakkında:
Online offline kardeştir, aksini diyen kalleştir

Sağda solda dijital çağa dair konuşma yapan gurular hakkında atıp tutarken:
Dijital İmam

Oku baban gibi eşek olma, tadında:
Google'a sor, insanları; Google'a-sor-insanları

Neredesin görüşemiyoruz?'a cevap taında:
Sosyal medyalardayım

Halkımızın Facebook'a verdiği isim:
Feys

Halkımızın Twitter'a şimdilik verdiği muhtemel (!) isim
Tvitır-ne-ulan

Göreceğiz.
Başka neler var sizin bildiğiniz? Harbi söyleyin kitap yapalım.

İş - sosyal hayat dengesi. (Cengiz, yo!)
Facebook'a giremez oldum, yıldızlar şahidim


Ozan Sakin


Filed under: dijital, logophilia

osakin says...

Durduk yere bir milyon kişi olalım isimli Facebook grubuna anında katıldım. Bu yazımın başlığı da, grubun duvarından alıntı hatta.

Özetle, "Önce toparlanalım, sonra ne yapacağımıza karar veririz" deniyor burada.
Uzun süredir böyle harika bir grup ismi, bu kadar çekici bir slogan görmedim.

Boktan sebeplerle bir milyon kişi oldurulmaya çalışıldık. Herkesin kendi anlamsız fikrini empoze etmeye çalıştığını gördük. Yakın arkadaşlarınızın da o embesil gruplara üye olduğunu, bizi çağırdığını görüp üzüldüğümüz oldu belki. Atatürk'ü sevenler ayrı grup açtı, faşizan milliyetçiler ayrı. Hepsinin amacı, isteseler de istemeseler de insanları ayırmaktı.

Hepsi bizi, o ulaşmaya çalışılan potansiyel 1 milyon kişinin içinde yalnız hissettirdi, daha katılmadan!

Şimdi, sebepsiz yere de toplanabiliyoruz. Bu nasıl bir lüks, bu nasıl bir rahatlık, bu nasıl bir yaratıcılık, fark ettiniz mi?

Katıldığımızda, hepimiz o kadar saf bir şekilde aynı seviyedeyiz ki... hatta bir o kadar yalnız değiliz, bir o kadar herkesle ortağız! Benim gördüğüm en güzel, en verimli Facebook sosyal hareketi.

Peki neden bu grubun çok büyüyeceğine ve 1.000.000 kişi hedefine ulaşacağına inanıyorum?
Çünkü, çok güçlü bir temeli var: TEMELİ BOŞ. İnsanlara boşluk verebildiğiniz zaman, insanlar onun içini doldurur. İnsanlara hamur verdiğiniz zaman, insanlar onu şekillendirmekten zevk alır.

Bütün dijital ortam sosyal hareketleri, önce momentum sağlayacak kadar güçlü bir fikirle yandaş toplamaya çalışır. Eş arayan kurbağa sesleri gibi, sağa sola bağırarak kendileri gibi olanları toplamaya, onlara merkez olmaya çalışır. Çok geçmeden aynı yolda ilerleyen başkalarının da sayesinde, çok merkezlilik ortaya çıkar, hadi çıkmadı diyelim, tek merkezde çok başlılık ortaya çıkar.(Türkseniz katsayıyı 10'la çarpınız.)

İNSANLARIN TAMAMEN AYNI FİKİRDE OLMASI İMKANSIZDIR. Hareket edebilecekleri zihinsel bir alana ihtiyaçları vardır. Aynı fikirde olanların, arkasında farklı motivasyonları olabilir. Aynı motivasyonları olanların, önünde farklı hedefleri olabilir. (Ben bunu zorlarım, iddia ederim, kimse aynı fikirde olamaz tamamen.) Bunun farkına varıp, gerekli zihinsel oyun alanını sağlayanlar, insanları bir fikir etrafında toplamayı başarırlar.

Bu "ikna pazarında" kurallara meydan okuyan ve kabul edilenin tam tersini yapan gördüğüm tek oluşum bu Facebook grubu.

Bana, sağı solundan her zaman farklı üretilen çorap markası Little Missmatched'i hatırlattı. Çorap dediğin, sağı solu aynı iki parçadan oluşurmuşmuş! Yok ya!?

Grup dediğin önce tüzüğünü yazmaz efendim. Grup dediğin, önce benzer fikirli insanların yollarının kesişmesiyle oluşur. Sonra o gruba bir anlam yüklenir. Ortak istenen bir anlam. Sonra o anlamı gerçekleştirecek hedef belirlenir. Haytalık yapmaya, babalama planları yapmaya nasıl başladınız? Sıra arkadaşınızla, kankanızla önce bir araya geldiniz tabi ki. "Ben örtmenleri doğduklarına pişman edicem, kim gelir benle?" diye ilan vermediniz. Tencere yuvarlandı, kapağını buldu. Sayı arttı. Sonra 64 parça sofra takımı olarak tangırdamaya başladınız. Başka türlüsü olmaz demiyorum, en doğal akış budur diyorum.

Bir de şu var:

Diğer toplaşma grupları yanlı ve amaçlı; bu tarafsız ve amaçsız (to be defined bir amaçsızlık ama.)
Diğer toplaşma grupları sıkıcı, bu eğlenceli

Cımzıbla seçtiğim ve grubun anlamını en kısa şekilde ifade eden yorumları göstereyim:Köşeli parantez içinde dayanamayıp yorum yaptım.
  • "Ona buna bi milyon kişi olacağıma durduk yerde olayim dedim :)" [önceki salak denemelere tepkili olanları - yani herkesi - yakalamak!]
  • "birşey yapmamız şart mı, madem bi milyon zirve, ulaştığımızda oturur manzaraya bakırız, olmaz mı.." [rahatlığına kurban!]
  • "durduk bakalım ne olacak" [merak, en güçlü güdü.]

Peki bu kimlerin grubu, katılanların profili nasıl olabilir?
Sadece sosyal medya hissiyatımdan ve sosyal psikoloji bilgimden yola çıkarak söylüyorum.
  • Sebepsiz yere neşeli olabilenler.
  • Rahat insanlar, kasmayanlar.
  • Her şeye bir anlam yüklenmesine kıl olanlar.
  • Meraklılar, yaratıcılar.
  • İdeoloji umrunda olmayanlar (apolitikler.)
  • İdeoloji savaşlarından yorulmuşlar (depolitikler.)
  • Durum komedisine gülenler.
  • Tolerance for ambiguity'si yüksek olanlar.*
  • Buna bağlı olarak, hoşgörülü, başka kültürlere saygılı, hatta onlarla anlaşabilme yeteneği yüksek insanlar.
Siz de böyleyseniz, katılın.
Bir şey yapmanız gerekmiyor. En azından 1 milyon olana dek.
Sonrasınaberaber bakarız.

Ozan Sakin

*Tolerance for ambiguity, veya ambiguity tolerance: Belirsizliğe tahammül; illa her şeyin sınırlarının çizilmiş olması gerekiyor mu onu zihinsel olarak kabul edebilmeniz için? Plan yapmadan da akşam dışarı çıkabiliyor musunuz? Nasıl yapacağınızı bilmediğiniz bir işe nasıl başlarsınız? (Başlayabilir misiniz?) 

Filed under: facebook

osakin says...

T.C. Sosyal Medya Nüfus Cüzdanı diye bir şey olsaydı, böyle mi olurdu?

Vesikalık yerine avatar göreceğimiz günler yakın mı?

Anam Twitter, babam Facebook mu?

Ozan Sakin

Filed under: facebook, sosyal medya, twitter

osakin says...

...reklâm ederler diyeyim, siz anlayın. Burada Mavi Jeans bir reklam yapar "Burası İstanbul" diye, ortalığı bulandırır, hangi kimliğe gireceğini bilemezsin.

"Aa kızım erkek arkadaşının jean'ini mi giydin?"
"Yoo moda şimdi bu, boyfriend jeans...eee burası İstanbul."

"Oğlum ne bu hâl böyle? Kavga mı ettin yoksa sen?"
"Anne ne kavgası ya? Öğren artık, bu benim tarzım."

Bunların üzerine çok yazıldı, konuşuldu. Youtube yorumları, "benim" diyen reklâmcıların daha diriyken kemiklerini sızlattı. Ekşisözlük yazıları, "benim" diyen sosyal bilimciyi komadan uyandırdı.
Mavi Jeans çok, çok cesur davrandı. Biz ne yaptık?

Yumuşak karnımıza bir küçük patpatla biz 1000 osurduk. Kalın sırtımızı hafif bir ovaladı, biz 1000 geğirdik. Mavi Jeans, elimize konuşacak, tartışacak bir konu verdi, gıdıkladı, dürttü. İstanbul'un tanımlanamazlığından, boşluğundan yararlandı. Orayı istediği gibi doldurmaya hak gören bizler, başkasının nasıl doldurmayı planladığını görünce şaşıralım diye. Boşuna değil Ayşe Çelem'in Mavi Jeans için yaptığı bu tişört tasarımındaki tamamlanmamışlık. Bir şeyler eksik bu şehirde, daha kendi, daha kentli kültürü oluşmadı. (Oluştukça bozunma halinde ya da.)

Birileri de gelir, Tünel'deki dükkânında bu markanın İstanbul tişörtlerini öyle bir remiksler ki, hangisini giyeceğini bilemezsin.
Bak şimdi bi çıkalım entel kafasından.

Fatih Sultan Mehmet - The Conqueror imzalı...pardon Tuğralı tişört mü istersin, yoksa

I AM PROUD TO BE OTTOMAN'ı mı giyersin...

En iyisi sana arapça hattat fiyakasıyla İstanbul yazılı tişört verelim.

Özellikle bu arapçamsı yazılı tişört gerçek anlamda bir Tarlabaşı remiksidir, Youtube jargonunde bir "video response"tur Mavi Jeans'in İstanbul tipografili tişörtüne.
Senin benim sarılacak hassas, minimalist bir İstanbul imajımız olabilir beyaz yakalı kentlimsi'ler olarak. Biz nasıl tam kentli olamadıysak, şehrin bir sonraki görüntüsüne, gelecekteki sanal gerçekliğine tutunuyoruz o tişörtle. Gerçek üstü bir hayâli takip ediyoruz. Sanatsal, zarif, minimalist, hatta kaldırımları bile medeniyet seviyesiyle ters orantılı bir şehir belki. Ama tabii ki hayâl satın alıp hayâl giydiğimiz için, şu anki şehirle alâkamız yok. Şu anki zeminimiz sallantılı. Bir adım ilerisine hoplayınca ancak ayağı sağlam basabiliyor, şimdide sanal bir gerçeklik yaşıyoruz.

Yine senin benim gibi (blog okuyorsun, daha ne olsun) tam kentli olamayan, yukarı yakadan (uptown'dansın daha ne olsun) bizim gibi beyaz yakalı değil ama aşağı yakadan köylümsü Canolara, Hasolara kulak ver. Köylümsü diyorum çünkü doğal ortamında köyde değiller, kentteler. Bizim kentlimsi olduğumuz kadar, köylümsüler. Belki yaşları büyükse, reklâmdaki analar babalar onlar, veya onların şehre yabancı, kentlimsi iç göç çocukları. Bu zeminsiz çağda onların da şehrin şu gerçek ânına tutunmasını beklemiyorum. Özellikle de, çoğunlukla Hasoların Canoların oylarıyla iktidara bomba gibi bir destekle gelen o politik irade, daha sonra bayramlarda çocukların bile kapısını çalıp kaçmaya değer bulmadıkları derecede karaktersiz bir hâle gelmişse, neresine tutunabilirler? Şu anki zemin sağlam değilse, o zaman sağlam zemin belki de bir adım geridedir: Osmanlıdadır, Tuğradadır, Fatih Sultan Mehmet'tedir.

Bazı bazı böyle reklamlar, içinde yaşamayı seçtiğimiz, bir adım ileride veya bir adım gerideki o gerçek ötesi hâli bir dürtükleyiverir, bizi şu anki gerçek zamana bir kısadevreyle bağlar. O zaman yükselerek arşa değer belki başımız ve ne önünü ne ardını bildiğimiz yuvamız için "Burası İstanbul" diye haykırırız. Belki kot alır götü kıvırırız, belki almaz kafayı sıyırırız.

Ozan Sakin

                   
Click here to download:
Buras_stanbul_burda_adam...tag.zip (2061 KB)

Filed under: kültür, Mavi Jeans, İstanbul

clementine says...

Filed under: music, videos

clementine says...

What is the meaning of life for you,
grow something in your hands,
love someone with your all feelings,
miss the things and look behind them with your tears,
getting old,
live alone,
which one describes you, none of them??

         
Click here to download:
Life_what_is_the_meaning_of_li.zip (388 KB)

From flickr

Filed under: art

clementine says...

I think spiders are the hidden artists of the nature...

                 
Click here to download:
spider_web_meets_with_water_dr.zip (745 KB)

From pbase


clementine says...

With the slow motion the life will be more esthetic than now for some moments...

     

Click here to download:
Splash.zip (268 KB)

From pbase


clementine says...

Sometimes you shouldn't turn the key,
maybe it should be locked...
The things that can not be explained should be stayed behind the doors...

             

Click here to download:
Do_you_have_the_key.zip (1632 KB)

 

From pbase